AKP NEDEN ÜSKÜDAR'A BU KADAR YÜKLENİYOR
“30 TAŞINMAZLIK VAKIF AĞI, 49 YILLIK TAHSİSLER, 13 MİLYARLIK BELEDİYE EKONOMİSİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM: BİR BELEDİYE Mİ, BİR GÜÇ MERKEZİ Mİ?"
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından belediyenin iki başkan yardımcısı daha gözaltına alındı. Aynı gün, Dedetaş’ın yerine yapılan başkanvekilliği seçiminin yenilenmesini sağlayan yargı sürecinde belediyenin itirazı reddedildi. Böylece İstanbul’un 39 ilçesinden biri, bir kez daha siyasi ve hukuki mücadelenin merkezine oturdu. Peki neden Üsküdar?
HABER ALTERNATİF; Üsküdar’ın son 20 yılını belediye belgeleri, Sayıştay raporları, meclis kararları, vakıf–dernek protokolleri, imar dosyaları, bütçeler ve kentsel dönüşüm verileri üzerinden taradı.
Ortaya çıkan tablo, Üsküdar’ın yalnız bir belediye olmadığını; siyasi sembolizm, örgütsel altyapı, kamu taşınmazları, milyarlarca liralık ekonomik karar gücü ve geleceğin gayrimenkul değerinin aynı noktada kesiştiği çok katmanlı bir güç merkezi olduğunu gösteriyor.
İşte araştırma dosyamızın kapağını kaldırıyoruz…
AYNI GÜN ÜSKÜDAR’DAN GELEN İKİ KRİTİK HABER
Bugün Üsküdar’dan birkaç saat arayla iki önemli gelişme geldi.
İlk gelişme, Üsküdar Belediyesi’nde yapı ruhsatı ve iskân süreçlerine ilişkin yürütülen soruşturmada yaşandı. Belediye Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ile Mithat Özdemir gözaltına alınırken, Meclis Birinci Başkanvekili Ali Aral ile Belediye Başkan Yardımcısı Nihat Doğan savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Bu soruşturmanın önceki aşamasında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş 29 Temmuz’da gözaltına alınmış, 31 Temmuz’da tutuklanmış ve daha sonra İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırılmıştı. Dedetaş hakkındaki soruşturma yapı ruhsatı ve iskân işlemlerinde usulsüzlük iddiaları üzerinden yürütülüyor. Bunların soruşturma makamlarının iddiaları olduğu ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığı özellikle not edilmeli.
Aynı gün Üsküdar’ın siyasi yönetimini doğrudan ilgilendiren ikinci gelişme yaşandı.
Dedetaş’ın görevden uzaklaştırılmasının ardından 5 Ağustos’ta yapılan başkanvekilliği seçimini CHP’li Sibel Tan Çetinkaya kazanmıştı. Ancak AKP’li aday Dündar Ziya Gültekin’in başvurusu üzerine İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi’nin 76 sayılı kararının yürütmesini durdurdu. Belediyenin bu karara yaptığı itiraz da Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Böylece başkanvekilliği seçiminin yenilenmesi kesinleşti.
İlk bakışta bunlar birbirinden farklı iki hukuki süreç.Fakat Üsküdar’da son iki yılda yaşananlar yan yana getirildiğinde soru değişiyor.
Mesele artık yalnızca “Üsküdar Belediyesi’nde ne oluyor?” sorusu değil.
Asıl soru şu:NEDEN ÜSKÜDAR?
ÜSKÜDAR AKP İÇİN SIRADAN BİR İLÇE DEĞİL
Üsküdar’ın bugünkü siyasi ağırlığını anlayabilmek için 2024 seçimlerinden değil, en azından 2004’ten başlamak gerekiyor.
AKP, Üsküdar Belediyesi’ni 2004’ten 31 Mart 2024’e kadar kesintisiz biçimde yönetti.
Bu yirmi yıllık dönem yalnız belediye başkanlığı makamında bir siyasi devamlılık yaratmadı.Aynı zamanda belediye bürokrasisinden taşınmaz politikalarına, sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan protokollerden imar kararlarına, sosyal politikadan kamu yatırımlarına kadar uzanan çok geniş bir kurumsal hafıza oluşturdu.
31 Mart 2024 seçimleri bu nedenle Üsküdar açısından sıradan bir iktidar değişimi olmadı.CHP adayı Sinem Dedetaş’ın belediye başkanlığını kazanmasıyla AKP, yirmi yıl boyunca kesintisiz biçimde yönettiği ve kendi seçmen sosyolojisi açısından da yüksek sembolik değere sahip ilçelerden birini kaybetti.Ancak Üsküdar’ı önemli yapan yalnız sandık değil.
Kısıklı’dan Küçük Çamlıca’ya, Bulgurlu’dan Burhaniye’ye, Çengelköy’den Acıbadem’e kadar ilçenin farklı mahallelerinde yıllar içerisinde vakıflar, öğrenci yurtları, eğitim kurumları, dini ve sosyal yardım kuruluşları, kültür merkezleri ve önemli sermaye gruplarının yönetim merkezleri yoğunlaştı.
Bu nedenle Üsküdar’da siyasi yönetimin el değiştirmesi, yalnız belediye başkanının değişmesi anlamına gelmiyordu.
Yirmi yıl boyunca aynı siyasi yönetimin bulunduğu bir belediyenin çevresinde oluşmuş kurumsal ilişki ağının belediye ayağı da el değiştiriyordu.
HABER ALTERNATİF’in ulaştığı resmi belediye belgeleri bu ağın en görünür bölümünü taşınmazlar üzerinden ortaya koyuyor…
***
RESMİ DOSYADAN ÇIKAN 30 TAŞINMAZLIK VAKIF–DERNEK AĞI
Üsküdar Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün 30 Mayıs 2024 tarihli yazısı, yeni yönetimin önünde bulduğu eski dönem vakıf–dernek–taşınmaz ilişkilerini iki ayrı grupta topluyor.
İlk grupta Üsküdar Belediyesi mülkiyetindeki 5 taşınmaz.
İkinci grupta ise 25 ayrı taşınmaz üzerinde kurulmuş vakıf ve dernek kullanım ilişkisi.
Yani yalnız bu iki resmi liste üzerinden en az 30 ayrı taşınmazlık bir ağ karşımıza çıkıyor.
25 taşınmazlık grupta bazı yerler doğrudan Üsküdar Belediyesi’ne ait.Bazıları ise Vakıflar Genel Müdürlüğü, farklı vakıflar veya özel kişiler gibi üçüncü taraflara ait.
İşte araştırmanın dikkat çekici noktalarından biri burada ortaya çıkıyor:
Bazı örneklerde Üsküdar Belediyesi, kendisine ait olmayan bir taşınmazı kiralıyor, kira bedelini belediye bütçesinden ödüyor ve taşınmazı başka bir vakıf veya derneğin kullanımına bırakıyordu.
Belediyenin resmi 2024 tablosuna göre bu modeldeki aylık kira toplamı 507 bin 112 lira 36 kuruş.
Yıllık nominal karşılığı ise yaklaşık 6 milyon 85 bin TL.
Listede Ensar Vakfı, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Kalyon Vakfı, TOGEMDER, Rize Dernekler ve Vakıflar Birliği Vakfı, İnsan ve Medeniyet Vakfı, Yedi Hilal Derneği, Yedi İklim Derneği, İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği, Ferşad Vakfı, Klasik Türk Sanatları Vakfı, Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği ve çeşitli başka kuruluşlar yer alıyor.
Bazı protokoller kısa süreli.
Bazıları ise 17, 19, 22 hatta 25 yıla kadar uzanıyor.
Bu nedenle söz konusu ilişkileri yalnız “birkaç sosyal yardım protokolü” olarak görmek mümkün değil.
Bazıları bir belediye başkanının beş yıllık görev süresinin dört-beş katını aşan sürelerde tasarlanmış fiziksel yerleşim ilişkileri yaratıyor.
Burada önemli bir metodolojik ayrım koymak gerekiyor:
Bu listedeki kuruluşların tamamı aynı siyasi, dini veya örgütsel yapının unsurları değildir.
Farklı dini yapılara, eğitim çevrelerine, hemşeri örgütlenmelerine, sosyal yardım veya kültür faaliyetlerine sahip kurumlar söz konusu.
Ama araştırmanın kritik sorusu da zaten bu değil.
Asıl soru: “Birbirinden farklı bu kadar çok STK’nın aynı ilçede belediye taşınmazları, belediye tarafından ödenen kiralar ve uzun süreli protokoller üzerinden fiziksel bir altyapıya kavuşmuş olması nasıl bir yerel güç kapasitesi yarattı?”
SAYIŞTAY DA AYNI MEKANİZMAYI TESPİT ETTİ
Bu ilişkinin yalnız siyasi tartışmalardan ibaret olmadığını gösteren en önemli kurumsal belge Sayıştay raporları.
Sayıştay’ın 2022 yılı Üsküdar Belediyesi denetiminde, belediyenin tasarrufunda bulunan bazı taşınmazların ihale yapılmaksızın “işbirliği protokolü” yöntemiyle vakıf ve derneklere kullandırılması ayrı bir bulgu olarak ele alındı.
Sayıştay’ın temel hukuki ayrımı önemliydi:Belediyeler kamu yararına ortak projeler için dernek ve vakıflarla işbirliği yapabilir.Ancak bir taşınmazın fiilen bir STK’nın sürekli kullanımına bırakılması ile gerçek anlamda ortak hizmet üretilmesi aynı şey değildir.
Bu nedenle “işbirliği protokolü” adı verilen ilişkilerin fiili niteliği incelenmek zorundaydı.
2024’te yeni yönetimin önüne gelen dosyada ise mesele bir adım daha ileri taşındı.
Belediyenin yalnız kendi taşınmazlarını değil, kendisinin üçüncü kişilerden kiraladığı taşınmazları da çeşitli kuruluşların kullanımına bıraktığı örnekler bulunduğu kayda geçirildi.
Bu ayrım çok önemli.
Çünkü sistem bazı örneklerde şu biçimde çalışıyordu:MÜLK SAHİBİ → ÜSKÜDAR BELEDİYESİ KİRACI → KİRAYI BELEDİYE BÜTÇESİ ÖDÜYOR → TAŞINMAZI VAKIF VEYA DERNEK KULLANIYOR
Burada doğrudan “kamu zararı” ifadesi kullanmak doğru olmaz.Kamu zararı hukuki olarak ayrıca tespit edilmesi gereken bir kavram.
Ancak belgelenmiş gerçek şu:Üsküdar Belediyesi, 2024 itibarıyla farklı vakıf ve derneklerin kullanımındaki taşınmazlar için yılda yaklaşık 6,1 milyon TL kira yükü taşıyordu.
PARANIN YÜZDE 90’I BEŞ TAŞINMAZDA YOĞUNLAŞIYORDU
25 taşınmazlık listenin mali dağılımı da son derece dikkat çekici.Aylık kira yükünün büyük bölümü yalnız birkaç taşınmazdan oluşuyordu.
Ensar Vakfı kullanımındaki İcadiye 629 ada 26 parsel için aylık 159 bin 972 TL;
Hazar Eğitim Kültür Dayanışma Derneği kullanımındaki Murat Reis 125 ada 17 ve 66 parseller için 130 bin 547 TL;
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı kullanımındaki özel taşınmaz için 65 bin 825 TL;
İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği kullanımındaki taşınmaz için 58 bin 199 TL;
Kalyon Vakfı kullanımındaki taşınmaz için ise 41 bin 343 TL seviyesinde belediye kira ödemesi görünüyordu.
Yalnız bu beş ilişki, listedeki toplam aylık kira maliyetinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyordu.
Bu nedenle Üsküdar’daki taşınmaz ağı yatay ve eşit dağılmış bir sistem değildi.
Mali yoğunlaşma birkaç kritik düğümde gerçekleşiyordu.
DAHA DİKKAT ÇEKİCİSİ: BEŞ BELEDİYE TAŞINMAZI 49 YILLIĞINA VERİLMİŞTİ
25 taşınmazlık protokol listesinden ayrı bir dosya ise daha çarpıcı.
Üsküdar Belediyesi’nin kendi mülkiyetindeki beş taşınmaz üzerinde üç ayrı vakıf lehine 49 yıllık irtifak hakkı tesis edilmişti.
Kısıklı 788 ada 21 parsel → TÜRGEV
Çengelköy 1336 ada 23 parsel → TÜRGEV
Bulgurlu/Küçük Çamlıca 43 ada 34 parsel → Ensar Vakfı
İcadiye 516 ada 30 parsel → Ensar Vakfı
Bulgurlu/Acıbadem 1093 ada 28 parsel → Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı
TÜRGEV’e verilen Kısıklı taşınmazında başlangıç tarihi 15 Aralık 2017;
Çengelköy’deki taşınmazda 10 Nisan 2018;
Ensar Vakfı taşınmazlarında 2018;
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı taşınmazında ise 11 Mart 2019 olarak görülüyor.
49 yılın ne anlama geldiğini siyasi takvimle karşılaştırmak yeterli.
Bir belediye başkanı beş yıllığına seçiliyor.
49 yıl ise yaklaşık on belediye başkanlığı dönemi.
Dolayısıyla burada yalnız o günkü belediye yönetiminin kararından değil, çok sayıda gelecek belediye yönetimini de bağlayabilecek fiziksel kullanım haklarından söz ediyoruz.Nitekim Üsküdar Belediyesi’nin 2024 tarihli değerlendirmesinde Belediye Kanunu’ndaki 30 yıllık sınırlı ayni hak süresi gerekçe gösterilerek 49 yıllık kararların iptali gündeme getirildi.
TÜRGEV DOSYASI: PLAN KARARINDAN 49 YILLIK İRTİFAKA
Taşınmaz listesini ada–parsel ve imar dosyalarıyla çaprazladığımızda mesele daha da dikkat çekici hale geliyor.
İlk örnek: Kısıklı 788 ada 21 parsel.
Yaklaşık 3 bin 61 metrekarelik bir belediye taşınmazı.
2017 yılında parsele ilişkin koruma amaçlı imar planı süreci yaşandı.
Aynı yıl Üsküdar Belediye Meclisi karar aldı ve Aralık 2017’den itibaren TÜRGEV lehine 49 yıllık irtifak hakkı tesis edildi.
Burada kronolojik olarak planlama süreci → belediye meclisi kararı → 49 yıllık vakıf irtifakı şeklinde bir zincir oluşuyor.
Bu kronoloji tek başına hukuka aykırılık ispatlamaz.Fakat dosyanın temel sorularından biri olan “İmar kararları ile vakıf–taşınmaz sistemi hangi noktalarda kesişiyor?” sorusuna somut bir örnek verir.
Üstelik söz konusu olan Kısıklı–Küçük Çamlıca aksında 3 bin metrekareyi aşan bir kamu taşınmazı.
ENSAR DOSYASI: BEDELLİ ÜST HAKKINDAN 49 YILLIK VAKIF KULLANIMINA
İkinci kritik örnek Bulgurlu/Küçük Çamlıca’daki 43 ada 34 parsel.
Yaklaşık 517 metrekarelik bu belediye taşınmazı geçmişte bedelli üst hakkı modeliyle ekonomik olarak değerlendirilmek üzere ihale sürecine konu olmuştu.
Daha sonra 2018 yılında Belediye Meclisi kararıyla Ensar Vakfı lehine 49 yıllık irtifak hakkına dönüştü.Bu nedenle parselin araştırma açısından önemi yalnız “Ensar’a belediye arsası verildi” cümlesinden ibaret değil.
Asıl soru şu: Bedelli kullanım modeliyle değerlendirilmek üzere gündeme gelen bir kamu taşınmazı hangi idari ve hukuki süreç sonucunda 49 yıllık vakıf kullanımına dönüştü?
Bu parsel, Üsküdar taşınmaz dosyasının tek başına ayrıca araştırılabilecek alt başlıklarından biri.
AZİZ MAHMUD HÜDAYİ VAKFI DOSYASI: TAHSİS, İMAR VE YAPI DENETİMİ AYNI PARSELDE
Üçüncü kritik dosya: 1093 ada 28 parsel.Acıbadem/Bulgurlu sınırındaki bu kamu taşınmazında belediye mülkiyeti, imar düzenlemesi, vakıf kullanım hakkı ve yapı denetimi aynı noktada buluşuyor.
Taşınmaz Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 49 yıllık kullanım hakkıyla verildi.
Daha sonra burada gerçekleştirilen yapılaşma İBB’nin de müdahil olduğu ruhsat ve kat yüksekliği tartışmalarına konu oldu.
Dönemin basın haberleri, parseldeki planlama ve yapılaşma sürecinin yıllar boyunca mahalle sakinlerinin itirazları, mahkeme süreçleri ve İBB denetimiyle tartışıldığını gösteriyor.
Burada aynı parsel üzerinde kamu mülkiyeti → imar kararı → vakıf kullanımı → yapı ruhsatı → denetim → hukuki ihtilaf zinciri oluşuyor.
Üsküdar’daki gerçek güç ağının neden yalnız “vakıflar listesi” üzerinden okunamayacağının en somut örneklerinden biri bu.
ENSAR’IN İCADİYE BİNASINDA ÜÇLÜ MODEL
Bir başka Ensar dosyası ise farklı bir ekonomik mekanizmayı gösteriyor.
İcadiye Mahallesi 629 ada 26 parseldeki taşınmaz Üsküdar Belediyesi’ne ait değildi.
Mülkiyet Surp Kirkor Lusavoriç Ermeni Kilisesi Vakfı’na aitti.
Üsküdar Belediyesi taşınmazı kiralıyordu.
2024 tablosundaki aylık kira 159 bin 972 TL.
Taşınmazın kullanıcısı ise Ensar Vakfı.
Yani model;mülk sahibi vakıf → belediye kiracı → kira kamu bütçesinden → kullanıcı başka bir vakıf şeklindeydi.
Bu, Üsküdar dosyasının en dikkat çekici taşınmaz ilişkilerinden biri.Çünkü belediye kendi mülkünü tahsis etmiyor.Başkasının taşınmazını kendi bütçesiyle kiralayıp üçüncü bir kuruluşun kullanımına sunuyor.
2024’TEN SONRA İLK KIRILMA: AĞ ÇÖZÜLMEYE BAŞLADI
31 Mart 2024 seçimlerinin araştırmamız açısından asıl önemi burada ortaya çıkıyor.
Yeni yönetim göreve geldikten yalnızca birkaç ay sonra eski dönemden kalan taşınmaz protokollerini ve 49 yıllık irtifakları belediye meclisinin gündemine taşıdı.
Bu ilişkilerin iptal veya hukuken yeniden düzenlenmesi süreci başladı.
Yani sandıktaki yönetim değişikliği doğrudan belediyenin eski STK–taşınmaz politikasına yansıdı.
Bunun kâğıt üzerinde kalmadığını gösteren somut örnek de yine Ensar Vakfı oldu.
İcadiye’de Ensar’ın kullandığı taşınmazın geri alınması için başlayan süreç yargıya taşındı.
Sonunda taşınmaz vakıf kullanımından çıkarılarak belediyeye geri döndü.
Dolayısıyla 2024’te gerçekleşen değişim yalnızca “Belediye Başkanı Hilmi Türkmen gitti, Sinem Dedetaş geldi” şeklinde okunamaz.
Somut sonuç şuydu:Yirmi yıllık iktidar döneminde kurulmuş bazı fiziksel kullanım ilişkilerinin belediye ayağı çözülmeye başladı.
Bu durum adli operasyonların nedenini açıklamaz.Ama AKP’nin Üsküdar’da 2024’te kaybettiği şeyin neden yalnız belediye başkanlığı makamından ibaret olmadığını gösterir.
6 MİLYON LİRA ASIL PARA DEĞİL
Burada araştırmanın önemli bir yanılgıya düşmemesi gerekiyor.Vakfı, derneği, protokolü ve taşınmazı görünce bütün Üsküdar kavgasını yaklaşık 6 milyon TL’lik yıllık kirayla açıklamak mümkün değil.Çünkü belediyenin ekonomik ölçeği çok daha büyük.
Üsküdar Belediye Meclisi 2026 yılı bütçesini 13 milyar TL olarak kabul etti.
Dolayısıyla eski vakıf protokollerindeki yıllık 6 milyon TL, toplam belediye ekonomisinin yanında küçük kalıyor.
Fakat 30 taşınmazlık ağın önemi para miktarından ziyade başka yerde.
Bu ağ bize örgütsel ve fiziksel altyapıyı gösteriyor.
Asıl ekonomik güç ise bütçe, ihaleler, mal ve hizmet alımları, belediye taşınmazları, imar yetkisi, ruhsat süreçleri, belediye iştirakleri ve kentsel dönüşüm üzerinden ortaya çıkıyor.
13 MİLYARLIK BELEDİYE NEYİ KONTROL EDİYOR?
Bir belediye bütçesini yalnız muhasebe tablosu olarak görmek yanıltıcı.
Belediye yol yaptırır, bina onarır, araç kiralar, temizlik hizmeti satın alır, peyzaj yaptırır, bilgi işlem sistemi kurar, kültür organizasyonu düzenler, sosyal yardım yapar, arsa satar, taşınmaz kiralar, kamulaştırma yapar, yapım ihalesi gerçekleştirir, iştiraklerine kaynak aktarır, ruhsat verir, imar uygular.
Dolayısıyla belediyeyi yönetmek her yıl milyarlarca liralık ekonomik kararın merkezinde bulunmak anlamına gelir.Bu gerçek herhangi bir siyasi partiye özgü değil.
AKP yönetse de CHP yönetse de belediyenin kurumsal yetkileri bunlar.Fakat yirmi yıl boyunca aynı siyasi yönetimin kontrol ettiği bir belediyenin el değiştirmesi doğal olarak eski yüklenici ilişkilerini, eski taşınmaz politikalarını, eski protokolleri, yatırım önceliklerini ve kaynak dağılımını da yeniden şekillendirir.
Bu nedenle Üsküdar’ın ekonomik önemini anlamak için “Belediye Başkanı kim?” sorusundan önce “Belediye başkanı hangi ekonomik kapasiteyi yönetiyor?” diye sormak gerekiyor.
ÜSKÜDAR BELEDİYESİ AYNI ZAMANDA BİR GAYRİMENKUL AKTÖRÜ
Üsküdar Belediyesi yalnız hizmet satın alan bir kurum değil.Aynı zamanda gayrimenkul sahibi ve gayrimenkul yöneticisi.Emlak ve İstimlak Müdürlüğü satış, kiralama, ecrimisil, irtifak hakkı, kamulaştırma, devir ve tahsis işlemlerini yürütüyor.
Bu nedenle 49 yıllığına vakıfların kullanımına bırakılmış taşınmazlar yalnız “sosyal politika” başlığı altında değerlendirilemez.
Bunlar aynı zamanda kamu gayrimenkulünün uzun vadeli kullanım kararı.
Bir kamu arsasının bugün satılmaması, kiralanmaması veya başka bir kamu hizmetinde kullanılmaması da ekonomik bir tercihtir.
Dolayısıyla belediye taşınmaz politikasının kontrolü başlı başına ekonomik güç alanıdır.
FAKAT ASIL BÜYÜK GELECEK DEĞERİ: KENTSEL DÖNÜŞÜM
Araştırma dosyamızınen büyük ekonomik başlığı ise ne 6 milyon liralık kira ne de bugünkü 13 milyarlık bütçe.
Asıl mesele Üsküdar’ın önümüzdeki 10–20 yıllık yeniden inşası.İstanbul deprem riski altında.Üsküdar’ın çok geniş bir eski yapı stoğu bulunuyor.Dolayısıyla ilçenin önemli bölümü önümüzdeki yıllarda dönüşmek zorunda.
Ve kentsel dönüşüm yalnız eski binanın yıkılıp yenisinin yapılması değil.
Aynı zamanda arsa değeri, yeni yapı hakkı, müteahhitlik, finansman, ruhsat, hak sahibi uzlaşması, ticari alan üretimi, altyapı yatırımı ve gayrimenkul değer artışı demek.
Yeni yönetimin kurduğu “Üsküdar Yenileniyor” modeli de belediyenin bu süreçte klasik ruhsat makamından daha aktif bir role yöneldiğini gösteriyor.
Belediye ve KENTAŞ’ın yürüttüğü programda 12 Şubat 2026 itibarıyla 13 parselde 34 başvuru için sözleşme veya ön protokol süreci tamamlanmış, yaklaşık 1.280 bağımsız birim imza aşamasına ulaşmıştı.
Bu yalnız başlangıç.
Üsküdar’ın Boğaziçi’nden Acıbadem’e, Çamlıca’dan Altunizade’ye, Çengelköy’den Kandilli’ye uzanan gayrimenkul coğrafyası düşünüldüğünde önümüzdeki dönemde dönüşümün yaratacağı ekonomik hacim mevcut belediye bütçelerinin çok ötesinde bir varlık ve inşaat ekonomisi oluşturabilir.
Bu nedenle Üsküdar’ı yönetmenin anlamı yalnız bugünün ihalesini vermek değildir.Aynı zamanda İstanbul’un en değerli bölgelerinden birinde önümüzdeki yılların yeniden inşa sürecinin kamusal karar noktalarından birinde bulunmak demektir.
İŞİN DİKKAT ÇEKİCİ TARAFI: BUGÜNKÜ SORUŞTURMANIN KONUSU DA RUHSAT VE İSKÂN
İşte tam burada araştırmanın çok kritik bir kesişim noktası ortaya çıkıyor.
Dedetaş döneminin ilk uygulamalarından biri eski dönem yapı ruhsatlarının incelenmesi olmuştu.
Yeni yönetim göreve geldikten sonra bazı eski ruhsatları mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etti, kaçak yapıların yıkımını gerçekleştirdi ve yüzlerce aktif inşaatın denetlendiğini açıkladı.
İki yıl sonra Sinem Dedetaş ve belediye yöneticilerinin soruşturulduğu alan ise yine yapı ruhsatı ve iskân süreçleri.
Bu çakışma dikkat çekici.Fakat tek başına herhangi bir siyasi sonuç üretmez.
Dört ihtimal hâlâ masada:
Yeni dönemde gerçekten suç teşkil eden işlemler yapılmış olabilir.
Soruşturmanın siyasi rekabet bağlamı bulunabilir.
Adli ve siyasi unsurlar aynı anda etkili olabilir.
Ya da henüz kamuoyuna yansımamış bambaşka deliller bulunabilir.
İddianame, somut deliller ve yargılama görülmeden bunlardan birini “gerçek” ilan etmek gazetecilik olmaz.Ama şu soruyu sormak da gazeteciliğin doğal görevidir: “Eski dönem ruhsatlarını inceleyip bazılarını iptal ederek göreve başlayan yönetimin iki yıl sonra aynı ruhsat ve iskân alanında soruşturmanın merkezine oturmasının bütün siyasi tablo içindeki anlamı nedir?”
Bu sorunun cevabı ancak yargı dosyası açıldıkça netleşecek…
SİNEM DEDETAŞ DEVRE DIŞI KALINCA MÜCADELE BELEDİYE MECLİSİNE TAŞINDI
Dedetaş’ın tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Üsküdar’ın siyasi kontrolü bu kez doğrudan Belediye Meclisi’nde tartışılmaya başlandı.
5 Ağustos 2026’da başkanvekilliği seçimi yapıldı.
CHP adayı Sibel Tan Çetinkaya.
AKP adayı Dündar Ziya Gültekin.
Medyascope’un aktardığı meclis dağılımına göre seçim sırasında CHP’nin 27, AKP ve MHP’nin ise toplam 17 meclis üyesi bulunuyordu.
44 üyenin oy kullandığı ilk turda Çetinkaya 26, Gültekin 16 oy aldı.
İkinci turda yine sonuç çıkmadı.
Üçüncü turda Çetinkaya’nın oyu 21’e düştü, Gültekin 18 oy aldı ve beş oy geçersiz sayıldı.
Dördüncü turda Sibel Tan Çetinkaya 22, Dündar Ziya Gültekin 18 oy aldı.
Dört oy geçersiz sayıldı ve Çetinkaya başkanvekili seçildi.
Fakat seçim burada bitmedi.AKP oy sayımı ve geçersiz oylarla ilgili itirazlarda bulundu.İstanbul 2. İdare Mahkemesi seçime ilişkin meclis kararının yürütmesini durdurdu.Belediyenin karara yaptığı itiraz da bugün reddedildi.
Böylece seçim yeniden yapılacak.
MECLİS ARİTMETİĞİ NE SÖYLÜYOR?
Burada çok önemli bir yanlış okumadan kaçınmak gerekiyor.
Seçimin yenilenecek olması “AKP Üsküdar Belediyesi’ni kesin olarak alıyor” anlamına gelmiyor.Kağıt üzerindeki sandalye dağılımında CHP hâlâ avantajlı.Ancak 5 Ağustos seçimindeki dört tur, başka bir gerçeği ortaya koydu: CHP’nin meclisteki teorik sandalye gücü ile adayının aldığı oy sayısı her turda örtüşmedi.
Üçüncü turda Çetinkaya 21’e kadar düştü.
Dördüncü turda ancak 22 oy alabildi.
AKP–MHP adayının 18 oya çıkması ve geçersiz oyların sonucu tartışmalı hale getirmesi, birkaç oyun hareketinin Üsküdar’ın fiili siyasi yönetimini belirleyebileceğini gösterdi.Dolayısıyla yeni başkanvekilliği seçimi basit bir prosedür değil.
Sonucu Üsküdar’ın fiili siyasi yönetiminin hangi blokta kalacağını belirleyecek.
PEKİ AKP BAŞKANVEKİLLİĞİNİ KAZANIRSA NE OLUR?
Burada hukuki ayrım önemli.
31 Mart 2024 seçim sonucu ortadan kalkmaz.
Sinem Dedetaş seçilmiş belediye başkanı olmaya devam eder; görevden uzaklaştırılması geçici tedbir niteliğindedir.Ancak belediye başkanvekilliğini AKP–MHP adayının kazanması halinde, Dedetaş görevden uzaklaştırılmış bulunduğu sürece belediyenin günlük siyasi ve idari yönetimi farklı bir siyasi blok tarafından yürütülebilir.
İşte Üsküdar’daki bugünkü mücadelenin ağırlığı buradan geliyor.Çünkü söz konusu makam, araştırmanın ortaya koyduğu 13 milyarlık bütçenin, taşınmaz politikasının, belediye bürokrasisinin, ruhsat ve imar uygulamalarının, ihale süreçlerinin ve kentsel dönüşüm politikalarının merkezindeki yürütme makamı.
ÜSKÜDAR İBB’Yİ DE OTOMATİK OLARAK AKP’YE GEÇİRİR Mİ?
Hayır.
Üsküdar dosyası etrafında ortaya çıkan en abartılı yorumlardan biri de bu.
Üsküdar Belediye Başkanvekilliğinin AKP’ye geçmesi otomatik olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi çoğunluğunun AKP’ye geçmesi anlamına gelmez.
İBB’nin ayrı ve daha geniş bir meclis aritmetiği bulunuyor.
Ancak bundan “Üsküdar’ın İBB açısından hiçbir önemi yok” sonucu da çıkmaz.
Çünkü ilçe belediyesiyle büyükşehir arasında imar planları, ulaşım, altyapı, kentsel dönüşüm, komisyonlar, büyükşehir meclis üyeliği ve yatırım kararları üzerinden sürekli bir karar zinciri bulunuyor.
Dolayısıyla Üsküdar, İBB’yi tek başına ele geçiren anahtar değil; ama İstanbul’un önemli siyasi ve planlama düğümlerinden biri.
ÜSKÜDAR’DA “RANT” DENİLDİĞİNDE NEYİ KASTEDİYORUZ?
Araştırmamızın ilerleyen aşamasında “rant” kavramını da yeniden tanımlayacağız.Çünkü yerel yönetimde ekonomik güç yalnız “arsanın emsali yükseldi, müteahhit kazandı” şeklinde çalışmıyor.
Üsküdar örneğinde en az dört ayrı ekonomik güç alanı bulunuyor.
Birincisi: Bütçe gücü.
Milyarlarca liralık mal, hizmet ve yapım alımının hangi projelere ve hangi şirketlere yönlendirileceği.
İkincisi: Taşınmaz gücü.
Belediye mülklerinin satılması, kiralanması, tahsis edilmesi veya onlarca yıl başka kuruluşların kullanımına bırakılması.
Üçüncüsü: Planlama gücü.
Bir parselin fonksiyonunu, yapılaşma hakkını ve dolayısıyla ekonomik değerini etkileyen imar kararları.
Dördüncüsü: Kentsel dönüşüm ekonomisi.
On binlerce eski yapının önümüzdeki yıllarda yeniden inşası sırasında oluşacak müteahhitlik, finansman, proje, gayrimenkul ve yeni yapı hakkı ekonomisi.
Bu nedenle HABER ALTERNATİF bu dosyada “rant” kavramını bir suçlama olarak değil, kamu kararlarının oluşturduğu ekonomik değer ve kaynak dağılımı anlamında kullanıyor.
Her somut usulsüzlük iddiası ayrıca belgelenmek zorunda.
TAŞINMAZ YALNIZ PARA DEĞİL, ÖRGÜTLENME KAPASİTESİDİR
Üsküdar’daki vakıf–dernek taşınmazlarının ekonomik değerini hesaplarken başka bir unsuru gözden kaçırmamak gerekiyor.
Bir öğrenci yurdunun değeri yalnız arsa fiyatı değildir.
Bir kültür merkezinin değeri yalnız binanın metrekaresi değildir.
Bir dernek merkezinin değeri yalnız piyasa kirası değildir.
Bu yapılar aynı zamanda insanların bir araya geldiği, öğrencilerin barındığı, eğitim verildiği, gönüllü ağların kurulduğu, sosyal yardımın dağıtıldığı ve yeni kuşakların bir kurumla ilişki kurduğu fiziksel merkezlerdir.
Başka bir ifadeyle: taşınmaz, örgütlenme kapasitesidir.Bir kuruma 49 yıl boyunca kullanılabilecek bir fiziksel merkez sağlamak, yalnız gayrimenkul avantajı yaratmaz.Uzun dönemli toplumsal faaliyet kapasitesi de yaratır.Bu nedenle 2024 sonrasında taşınmaz ilişkilerinin tasfiye edilmeye başlanması yalnız “Belediyenin kira gideri azaltıldı” şeklinde okunamaz.
Aynı zamanda önceki dönemde kurulmuş bazı fiziksel örgütlenme altyapılarının belediyeyle olan bağının kesilmesi veya yeniden düzenlenmesi anlamına gelir.
BÜTÜN BUNLAR AKP’NİN ÜSKÜDAR’I NEDEN ÖNEMSİYOR OLABİLECEĞİNİ AÇIKLIYOR
Şimdi araştırmanın başındaki soruya geri dönelim.
AKP NEDEN ÜSKÜDAR’A BU KADAR YÜKLENİYOR?
Tek bir cevap yok.
Çünkü Üsküdar AKP açısından aynı anda birçok şeyi temsil ediyor.
Yirmi yıllık kesintisiz belediye iktidarının siyasal hafızası.
Muhafazakâr seçmen açısından güçlü sembolik değer.
Çok sayıda dini, eğitim ve sosyal yardım kuruluşunun fiziksel olarak yoğunlaştığı bir coğrafya.
Eski belediye döneminde kurulmuş en az 30 taşınmazlık vakıf–dernek ilişkisi.
Beş belediye taşınmazında 49 yıllık kullanım hakları.
13 milyar TL’lik yıllık belediye bütçesi.
Yüzlerce ihale ve satın alma kararı.
Son derece değerli belediye gayrimenkulleri.
Ruhsat ve imar kararları.
Ve belki hepsinden önemlisi: Önümüzdeki on yılların kentsel dönüşüm ekonomisi.
31 Mart 2024’te kaybedilen bu nedenle yalnız Üsküdar Belediye Başkanlığı değildi.
Yirmi yıl boyunca aynı siyasi yönetimin bulunduğu çok katmanlı bir yerel güç alanı el değiştirdi.
AMA BÜTÜN BUNLAR OPERASYONLARIN NEDENİNİ KANITLIYOR MU?
HAYIR.
Dosyamızın en kritik metodolojik sınırı tam burada.Elimizde “AKP, Üsküdar Belediyesi’ni geri almak için adli operasyon yaptırdı” şeklinde doğrudan bir sebep–sonuç ilişkisini kanıtlayan herhangi bir belge bulunmuyor.
Böyle bir talimat, yazışma, tanık ifadesi, mahkeme tespiti veya doğrulanmış emir zinciri ortaya çıkmış değil.
Dolayısıyla bu cümleyi gerçekmiş gibi kurmak gazetecilik olmaz.
Soruşturmanın savcılık tarafından açıklanan bir hukuki konusu ve iddiaları bulunuyor.
Bunların mahkemede ne ölçüde kanıtlanacağı da henüz belli değil.
Fakat araştırmamızın kanıtladığı başka bir gerçek var:Üsküdar’da kaybedilen siyasi kapasitenin ölçeği sıradan bir ilçe belediyesinden daha büyük.AKP 2024’te aynı anda siyasi sembolik üstünlüğünü, belediye taşınmaz politikasının kontrolünü, eski vakıf–dernek ilişkilerinin belediye ayağını, milyarlarca liralık bütçenin siyasi yönetimini, ihale karar mekanizmalarını, imar ve ruhsat politikasını ve büyüyen kentsel dönüşüm sisteminin ilçe belediyesi tarafındaki yönetimini kaybetti.
Bu, adli operasyonların nedenini kanıtlamaz.
Fakat Üsküdar’ın neden olağanüstü yüksek siyasi değere sahip olduğunu açıklar.
ASIL İZLENMESİ GEREKEN ŞEY: ADLİ SÜRECİN SİYASİ KAPASİTE ÜZERİNDEKİ SONUCU
Burada başka bir ayrımı da yapmak gerekiyor.
Bir soruşturmanın siyasi sonuç yaratması, o soruşturmanın otomatik olarak siyasi amaçla başlatıldığı anlamına gelmez.Ancak sonuç yine de siyasi olabilir.
Sinem Dedetaş’ın tutuklanması yalnız bir kişinin özgürlüğünü etkilemedi.Aynı zamanda seçilmiş belediye başkanının yürütme kapasitesini ortadan kaldırdı.
Görevden uzaklaştırılmasının ardından başkanvekilliği seçimi yapıldı.
Seçim yargıya taşındı.
Yürütme durduruldu.
İtiraz reddedildi.
Seçim yenilenecek.
Aynı süreçte başka belediye yöneticileri hakkında adli işlemler devam ediyor.
Dolayısıyla ceza soruşturması Üsküdar’ın fiili siyasi yönetimi üzerinde doğrudan sonuç üretiyor.
Bu, siyasi amaç iddiası değildir.
Nesnel sonuç tespitidir.
ÜSKÜDAR’DA MÜCADELE BUGÜN İÇİN DEĞİL, GELECEK İÇİN
Araştırmanın belki de en kritik sonucu burada.
Üsküdar’ın bugünkü bütçesi büyük.
Gayrimenkulleri değerli.
Siyasi sembolizmi güçlü.
Vakıf ve dernek ağı geniş.
Ama ilçenin esas stratejik değeri yalnız bugünden kaynaklanmıyor.
Gelecekten kaynaklanıyor.
İstanbul depreme hazırlanmak zorunda.
Üsküdar’ın önemli bölümü dönüşmek zorunda.
Eski yapılar yıkılacak.
Yeni konutlar üretilecek.
Parseller birleşecek.
Yeni projeler hazırlanacak.
Müteahhitler devreye girecek.
Ruhsatlar düzenlenecek.
Yeni ticari alanlar oluşacak.
Gayrimenkul değerleri değişecek.
Ve tüm bu süreçte yerel yönetim önemli bir karar merkezi olacak.
Bu nedenle Üsküdar’ın kontrolü yalnız “Bugün 13 milyar lirayı kim yönetecek?” sorusu değildir.
Daha büyük soru: “Önümüzdeki 10–20 yılda üretilecek devasa kentsel değerin kamusal karar süreçlerinde kim söz sahibi olacak?” sorusudur.
İşte Üsküdar’ın gerçek stratejik ağırlığı burada ortaya çıkıyor.
BİR BELEDİYE Mİ, BİR GÜÇ MERKEZİ Mİ?
Araştırmaya başladığımızda elimizde iki sıcak haber vardı.
Üsküdar Belediyesi’nde yeni gözaltılar.
Ve başkanvekilliği seçiminin yenilenmesi.
Fakat belediye belgelerini açtığımızda başka bir yapı çıktı.
Yirmi yıllık kesintisiz siyasi yönetim.
Ardından 30 taşınmazlık vakıf–dernek ağı.
Sonra beş adet 49 yıllık kullanım hakkı.
Ardından Sayıştay tespitleri.
Belediyenin başkalarından kiralayıp vakıflara kullandırdığı taşınmazlar.
2024 sonrasında başlayan tasfiye.
13 milyarlık belediye ekonomisi.
İhale ve taşınmaz yönetimi.
İmar ve ruhsat yetkisi.
Kentsel dönüşüm.
Ve nihayet seçilmiş belediye başkanının tutuklanması ve belediyenin fiili siyasi yönetiminin yeniden belirleneceği başkanvekilliği savaşı.
Bunların hiçbirisi tek başına “Operasyonların nedeni budur” dememize izin vermiyor.
Ama hepsi birlikte çok başka bir şeyi gösteriyor.
Üsküdar yalnız bir belediye değil.
Üsküdar’da belediye yönetimini kontrol etmek aynı anda siyasi hafıza, yerel örgütlenme kapasitesi, kamu taşınmazları, milyarlarca liralık harcama mekanizması, imar ve ruhsat süreçleri ve gelecekteki kentsel dönüşüm ekonomisi üzerinde ciddi bir karar kapasitesine sahip olmak anlamına geliyor.
Bu nedenle bugün yaşananları yalnız “Bir CHP’li belediyeye daha operasyon yapıldı” ya da “Bir belediye başkanvekilliği seçimi yenilenecek” başlıklarına sıkıştırmak büyük resmi kaçırmak olur.
31 Mart 2024’te Üsküdar’da sandıkta el değiştiren şey yalnız belediye başkanlığı değildi.
Yirmi yılda oluşmuş bir yerel güç mimarisinin merkezi el değiştirdi.
Bugün cevaplanması gereken asıl soru da bu yüzden hâlâ önümüzde duruyor:
Üsküdar’da yaşanan siyasi ve hukuki gelişmeler birbirinden bağımsız süreçlerin doğal sonucu mu; yoksa belediyenin temsil ettiği siyasi, örgütsel ve ekonomik kapasitenin büyüklüğü Üsküdar’ı İstanbul’daki daha geniş iktidar mücadelesinin özel cephelerinden biri haline mi getiriyor?
Araştırma dosyamızın ilk bölümünün cevabı artık belgelerle verilebiliyor: ÜSKÜDAR GERÇEKTEN BİR GÜÇ MERKEZİ.
İkinci sorunun cevabı için ise bundan sonraki adli dosyaları, mahkeme sürecini, başkanvekilliği seçimini, meclis aritmetiğindeki hareketleri ve Üsküdar’ın imar–taşınmaz–kentsel dönüşüm hattında alınacak yeni kararları izlemek gerekiyor.
Çünkü Üsküdar dosyası kapanmış değil.
Asıl mücadele yeni başlıyor.
Kaynak-https://haberalternatif.com/akp-neden-uskudara-yukleniyor-uskudar-guc-haritasi





YORUMLAR